Erol Tezeren... `VADİ`DEN `ADA`YA KÖKLERİNİ ARIYOR! haberleri | Magazin Son dakika haberler
   MANŞETİ GÖSTER

Magazin / 2013-03-13 18:51:00
Erol Tezeren... `VADİ`DEN `ADA`YA KÖKLERİNİ ARIYOR!

Erol Tezeren... `VADİ`DEN `ADA`YA KÖKLERİNİ ARIYOR! Türkiye’de 10 yıldır aralıksız devam eden, ülkemizde de yakından takip eden başarılı dizilerden Kurtlar Vadisi’nin ‘İzzet Ağası’ Erol Tezeren vadiden çıktı ve baba toprağı olan Kıbrıs adasında ailesinin köklerini aramaya

Türkiye’de 10 yıldır aralıksız devam eden, ülkemizde de yakından takip eden başarılı dizilerden Kurtlar Vadisi’nin ‘İzzet Ağası’ Erol Tezeren vadiden çıktı ve baba toprağı olan Kıbrıs adasında ailesinin köklerini aramaya başladı...

1958 yılında ‘Çocuk Saati’ ile başlayan sanat hayatını Yeşilçam’da birbirinden değerli isimleriyle birlikte aldığı rollerle doruğa çıkaran Tezeren, 1930’larda Kıbrıs’tan Türkiye’ye göç eden babasıdan kalan izlerle, tam 70 yıl sonra ilk kez geldiği Kıbrıs’ta geçmişinin peşine düştü...

Dün Haberdar’a konuk olan ve hayatının kapısını okurlarımız için aralayan ve konuşmasında “Ben Kıbrıslıyım” diyen Erol Tezeren, Engelli sporcuları desteklemek, var olan haklarını hatırlatmak amacıyla kendisinin de kuruluşunda yer aldığı ‘International Paralsports Foundation’ derneğinin çalışmalarından Kıbrıs’taki bedensel engellilerin de yararlanmasını sağlamak istiyor...

Hamide TOPCU

Erol Tezeren... Hayatını beyazperdeye adamış Türk sineması ve dizilerinin tanınmış karakter oyuncularından biri. 1958 yılında İstanbul Çocuk Tiyatrosu'nda skeç seslendirmeleri yaparak başladığı sanat yaşamına, “O dönemde bünyesinde birçok büyük oyuncu yetiştirdi” dediği Bakırköy Halk Evi çatısı altında devam etti.

Ve dönemin sanat ve magazin ağırlıklı iki önemli dergisi olan ‘SES ve PAZAR’ mecmularından Pazar’ın 1963 yılında açtığı kapak yarışmasında dereceye girince bir anda kendisini Yeşilçam’ın usta oyuncularının arasında buldu. Aynı yıl içinde, Şevket Aktunç'a ait film şirketinin yapımcılığında, İlhan Engin'in çektiği 'Üç Öfkeli Genç'te rol alarak, sinemaya adım atar.

Ve yeni kan olarak adım attığı yeni hayatında ‘Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Selda Alkor, Neriman Köksal, Nebahat Çehre, Ayhan Işık, Kenan Pars, Kadir İnanır, Hûlisi Kentmen, Münir Özkul, Erol Taş, Turgut Özataş’ gibi Türk sinemasının mihenk taşı olarak kabul edilen önemli isimlerle birlikte 150’yi aşkın yapımda üstlendiği rollere hayat verir.

Sinemanın yanında dizilerde de roller üstlenen Erol Tezeren, 10 yıldır aralıksız devam eden ve ülkemizde de yakından takip edilen Kurtlar Vadisi’nin ‘İzzet Ağası’ olarak izledik, Sağır Oda’nın Nejat’ı, Cam Kırıkları’nın Mehmet’i 72. Koğuş’un Necip Bey’i...

Hangi role girerse girsin o asılında babasının 1930’larda Kıbrıs’tan göç ederken bıraktığı hayatının peşindeydi. Ve Vadi’den çıkarak tam 70 yıl sonra hem de doğum gününde baba toprağı olan Kıbrıs adasına gelerek ailesinin köklerini aramaya başladı...

“Doğum günümü baba toprağında kutlayacağım”

1930’lu yıllarda Kıbrıs’tan Türkiye’ye göç eden ve İstanbul’da evlenerek yeni bir hayat kuran ve doğduğu topraklara bir daha geri dönüş yapmayan babasının geride bıraktığı bir soy ayacı ve bazı notlardan yola çıkarak emekliliğine bıraktı ailesinin izini sürmeyi Erol Tezeren.

70 yaşına kadar bir kez olsun gelmediği ata toprağına ailesinin köklerini araştırmak için geldi. Bir ay önce kararını verdiği bu ziyarete “Ben Kıbrıslıyım. 70 sene uzak kaldım. Ben doğum günümü (6 Mart) Kıbrıs’ta kutlayacağım. Baba toprağında kutlayacağım” diyerek güzel bir de anlam yüklüyor.

Kıbrıs’a yolculuk...

Kıbrıs’a gelişinde bir arkadaşının vasıtası ile tanıştığı Gençlik Konfedarsyonu KKTC Genel Başkanı Mehmet Ali Başaslan ile Mehmet Kansu karşılar Erol Erol Tezeren’i. Dört kardeş olan babasının adada kalan 3 kardeşi ve akrabalarının izini sürmeye Başaslan ve Kansu ile başlayan Tezener’in yolu tam da doğum gününde Haberdar Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rasıh Reşat’la kesişir.

Hem bu güne kadar Yeşilçam’da yakalanan onlarca başarıya rağmen ‘Kıbrıslı Türk’ olduğu bilinmeyen birinin hem de geçmişini arayan birinin hikayesini taşıyordu omuzlarında Erol Tezener.

Ve dün gazetemize Mehmet Ali Başaslan, Mehmet Kansu ile konuk olan Tezener, Genel Yayın Yönetmenimiz Rasıh Reşat, Yazı İşleri Müdürümüz Hamide Topcu, Spor Müdürümüz Raif Özgüren’le görüşerek anılarını, ailesinin hikayesini, çalışmalarını ve Kıbrıs için yapabileceklerini paylaştı.

5 güne sığacak gibi değil...

Babasından kaleme aldığı bir secere ağacı, bir telefon numrası, birkaç isimle yola çıkan Tezeren, 5 günlük Kıbrıs ziyaretine bunları sığdırmanın pek mümkün olmadığının da farkında ki bizlerden de destek istiyor. Alınan isimden ve telefon numarasından yola çıkarak yapılan araştırma neticesinde bir telefon numarası ve adrese ulaşıp Erol Tezeren’e teslim ettikten sonra sohbetimize devam ediyoruz.

“Fakir bir ailenin çocuğuydum...”

1958 yılında İstanbul Çocuk Tiyatrosu'nda skeç seslendirmeleri yaparak başladığı sanat yaşamına ‘Çocuk saati’ programıyla devam ederken adı programa çok uygun görülmeyen Erol Tezener’e ‘adını değiştirelim’ önerisiyle gidilmiş ama alınan yanıt “Değiştirmem. Ben ismimen memnunum. Çocuklar da beni tanıyorlar” olmuş.

Çocuk Tiyatrosu’nuda başaladığı sanat hayatını “O dönemde bünyesinde birçok büyük oyuncu yetiştirdi” dediği Bakırköy Halk Evi çatısı altında devam ettirdi.

Ve 1961-62 yılları arasında Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümü ile başlayan üniversite hayatına bir de işi sıkıştırmış. O günleri konuşurken yüzünde sürekli bir tebessüm gözlemlenen Tezener, “Fakir bir ailenin çocuğuydum ve çalışmak zorundaydım” diyerek eğitimini sürdürürken Havalanı’nda çalışmaya başladığını anlatıyor bizlere. Okuldan sonra havaalanına geçen Tezener’in yüreğindeki sanat tutkusu da alevlenmeye devam ediyordu.

Pazar’da derece şöhreti getirdi..

O dönemin sanat ve magazin ağırlıklı iki önemli dergisi olan ‘SES ve PAZAR’ mecmularından Pazar’ın 1963 yılında açtığı kapak yarışmasında dereceye girince bir anda kendisini Yeşilçam’ın usta oyuncularının arasında buldu Tezener. Aynı yıl içinde, Şevket Aktunç'a ait film şirketinin yapımcılığında, İlhan Engin'in çektiği 'Üç Öfkeli Genç'te rol alarak, sinemaya adım atar. ‘Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Selda Alkor, Neriman Köksal, Nebahat Çehre, Ayhan Işık, Kenan Pars, Kadir İnanır, Hûlisi Kentmen, Münir Özkul, Erol Taş, Turgut Özataş’ gibi Türk sinemasının mihenk taşı olarak kabul edilen önemli isimlerle birlikte 150’yi aşkın yapımda üstlendiği rollere hayat veren Erol Tezeren bu durumu ise “63’ten bu yana yapmadığım iş, oynamadığım adam kalmadı” sözleriyle yorumluyor.

Kurtlar Vadisi ve kötü adam...

Türk dizileri arasında 10 yıldır ekranlarda büyük beğeni ile izlenen ve beyazperdeye de taşınan Kurtlar Vadisi’nde de ‘İzzet Ağa’ karakteri ile seyirci karşısına geçen Erol Tezener her ne kadar diri diri gömüldüğü set sahnesinde zor anlar yaşasa 3 sezonda rol aldığı 50 bölümde kötü adam karakterini oturtuyor üzerine. Ve sonrasında çekilen filimlerde de kötü adam olarak devam ediyor sanat hayatına “Kötü adam iyi oynanırsa akılda kalıcı olur” diyerek.

“Polat bence bu role çok yakışmıyor ama...”

Sinemada ilk başlarda çok basit olan rollerde bile birini zirveye çıkarmak istendimi birşeylerin mutlaka yapıldığını ve zirvenin yaşandığını belirten Erol Tezeren, Vadi’nin iki zirve ismi için şunları söylüyor;
“Dizide Memati adam öldür
en bir tip ve bunu da taşıyabiliyor ama Polat öyle bir tip değil. Bence Necati Şaşmaz bebek yüzlü bu role çok yakışmıyor ama yine de başarılı. Hatta hanım bile Polat ekrana çıktımı ‘senin bebek yüzlü çıktı’ diye seslenir.”

“Şimdiki dönem bize göre değil”

Yeşilçam’la, Türk sinemasının bugün içinde bulunduğu durumu kıyaslamasını istediğimizde ise Tezeren, Yeşilçamda eskiden bir hiyerarşinin olduğunu dile getrerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürüyor;

“Biz, sinemada, usta-çırak ilişkisine büyük önem veren bir kuşaktık. İlişkilerimizi bir hiyerarşi içinde yürütürdük. Büyüklerimize hep saygı gösterirken, küçüklerimize ise sevgimizi hiç esirgemedik. Mesela sigara içmez, bacak bacak üstine atmazdık büyüklerimizin yanında. Şimdi bunların hiçbirini göremiyorum. Şimdiki dönem bize göre değil ama ılımlı yaklaşmaya çalışıyoruz.”

Engelliler için güç birliği...

Sohbetimiz esnasında büyük bir heyecanla engelli insanlarla ilgili kurdukları derneklerinden ve bunu Kıbrıs’a taşımak istediğinden de bahsediyor Tezeren.
Münih’te Engelli Sporcuları desteklemek, onları müsabakalara hazırlamanın altyapısını oluşturmak, varolan haklarını hatırlatmak amacıyla yine kurucusu bir Kıbrıslı Türk olan Nilgün Stauch’ın “International Paralsports Foundation” adlı derneği anlatıyor.

Nilgün hanımdan gelen dernek kurma teklifiyle çok heyecanlandığını ve kuruluşundan bu güne dernekte yer aldığını kaydeden Erol Tezeren, Derneğin kuruluş amacının dünya üzerinde bulunan bütün engelli sporculara her türlü desteğin verilmesi olduğunu kayderek şunları söyledi;

“Kıbrıs’ta da bu işi yürütebiliriz. Almanya ile her türlü bağlantıyı kurar engelli kardeşlerimize gereken yardımda bulunabiliriz. Ben de Bakanlarla görüşüp her türlü yardımı yapabilirim. Böylece Kıbrıs’a, baba toprağına hizmet de etmiş olurum.”